» Anasayfa / » Keşmir'in Hindistan tarafından işgalinin yıl dönümünde Fatih Cami'nde Buluştuk

Keşmir'in Hindistan tarafından işgalinin yıl dönümünde Fatih Cami'nde Buluştuk

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi                                       

  KEŞMİR'LE ALAKALI BASIN AÇIKLAMAMIZ

 

Keşmir; Pakistan, Hindistan ve Çin arasında yer alan, jeo-stratejik öneme sahip, Müslümanların nüfusun çoğunluğunu oluşturduğu 222 bin kilometrekarelik bir bölgedir.

Keşmir; İngiliz sömürge siyasetinin, Hint zulmünün, Birleşmiş Milletlerin ikiyüzlülüğünün kıskacında, yaşam mücadelesi veren Müslümanların sesinin duyulmadığı ya da duyulmak istenmediği, 70 yıllık işgalin adıdır.

İngilizler, Hint yarımadasını sömürmeye başladığı 1612’den II. Dünya savaşına kadarki yayılmacı politikası ile Orta Asya’daki halkları etnik ve dini temelli ayrıştırmalar yaparak bölgedeki demografik yapıyı değiştirmeye çalışmıştır.

Balfour Deklarasyonu ve Sykes-Picot ile Ortadoğu’yu istikrarsızlaştıran İngilizler, Amritsar Antlaşması ile de Keşmir’i uluslararası bir problem haline getirmiştir.

İngilizler, 16 Mart 1846’da imzalanan Amristsar Antlaşması ile halkının çoğunluğu Müslüman olan Keşmir’i, Maharaca Gulag Sin isimli bir tüccara satmıştır. Bu satış anlaşması ile birlikte bölgede yaşananlar insanlık tarihinin en vahşi dönemi olarak kayıtlara geçmiştir.

Sih ve Hindu çeteler tarafından gerçekleşen bu vahşi katliamlar ile Müslümanları sürgüne ve kitlesel ölümlere mahkûm etmişlerdir. Canlı canlı kaynar yağ kazanlarına atılan, derileri yüzülerek içine saman doldurulan Müslümanlar, yer yer bölgesel direnişler ortaya koysalar da topyekûn rahatlama sağlayacak sonuçlar alamamışlardır.
Görüntünün olası içeriği: 7 kişi, ayakta duran insanlar, gece ve sakal

II. Dünya Savaşı sonrası canlanan anti-sömürgecilik mücadeleleri ile bölgeden çekilmek zorunda kalan İngilizler, Pakistan ve Hindistan arasında günümüze değin sürecek Keşmir sorununu her an patlamaya hazır bir bomba olarak miras bırakmıştır.

 Pakistan, Keşmir Sorunundan dolayı ilk kez 22 Ekim 1947'de Hindistan’la savaştı. 1 Ocak 1949'da Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda ateşkes anlaşması imzalandı. Anlaşmaya göre iki ülke de askerlerini geri çekecek Birleşmiş Milletler gözetiminde yapılacak halkoylamasıyla Keşmir’in geleceği karara bağlanacaktı. 

Ancak Hindistan, aynı İsrail gibi anlaşma maddelerine hiçbir zaman uymadı. Hindistan ordusunu geri çekmediği gibi Müslümanların çoğunlukta olduğu Cammu Keşmir’i de kendine bağladı. İşgalden sonra Cammu Keşmir’i özerk bir şekilde yöneten Hindistan, 1963 yılında aldığı bir kararla Cammu Keşmir’i eyalet ilan edip bölgeye vali atadı. Birleşmiş Milletlerin aynen İsrail karşısında etkisiz kalması gibi Hindistan’a da bir yaptırım uygulamaması Pakistan’ı 1965 ve 1999'da iki kez daha Hindistan’la karşı karşıya getirmiştir.

Bu savaşların da etkisi ile bazı yasal adımlar atılmak zorunda kalınmıştır. Hindistan anayasasındaki 35/A maddesine göre, Keşmir yönetimine hususi ve bağımsız bir yasama gücü verilmiştir. Bu maddeye göre; Keşmir yönetimi bölgede kimlerin “daimi mukim” olabileceğini belirleme hakkına sahiptir, dolayısıyla daimi mukim olmayanların eyalet yönetiminden izin almadan bölgede ticaret, mal ve mülk alımı yapmasına izin verilmemektedir. Yerel otorite tarafından tanımlanan tüm sakinlere, istihdam, burs ve diğer imtiyazlar ile ilgili özel avantajlardan yararlanma hakkı sağlayan kalıcı bir oturma sertifikası verilmektedir.

Tıpkı 35/A maddesi gibi 370. Madde de Keşmir’in özerk statüsünü anayasa ile garanti altına almaktadır. Bu maddeye göre, Keşmir kendi anayasasına ve bayrağına sahip olurken dışişleri, savunma ve iletişim konuları haricinde tüm konularda bağımsız bir yasama gücüne sahipti.

Hindistan’ın 5 Ağustos’ta, Cammu Keşmir'e ayrıcalık tanıyan anayasanın 370'inci maddesini iptal etmesi ile Keşmir yoğun bir ablukaya alınmıştır. Bir milyon askeri Keşmir’de vazifelendiren Hindistan Başbakanı Modi, 2002’de de 3 gün boyunca polislerin Müslümanları katletmesine müsaade etmiştir.

 Keşmir’de başlatılan abluka sonrası binlerce insan tutuklanmış, binlercesi de kayıp duruma düşmüştür. Keşmir sorunu başlangıcından itibaren 500.000 kişinin hayatına mal olmuştur. Son otuz yılda 114.000 Keşmirli şehit edilmiş, 10.000’den fazla müslüman kadına tecavüz edilmiş ve 2.000.000’a yakın kişi evsiz kalmıştır.

İnsanlar gündelik yaşamlarını idame ettiremiyorlar. Evlere yapılan baskınlar neticesinde, evlerinden alınıp götürülen insanlardan haber alınamıyor. Tüm iletişim hatları kesik olduğu için bölgede ki insani krizin büyüklüğünü ortaya koymak ta mümkün olamıyor. Keşmir açık hava hapishanesine dönüştürülüyor. Tüm Dünya’da artan devlet terörü Hindistan’da da hortlamış durumdadır.

Keşmir sorunu, başlangıcından itibaren küresel güç mücadelesindeki jeopolitik adımlardan da nasibini almıştır. Keşmir’de yaşanan bu gelişmeler Asya-Pasifik gelişmeleri ile kronolojik paralellik taşımakta, bölgedeki dinamikleri harekete geçirmektedir. Afganistan, Doğu Türkistan, Sri Lanka ve Myanmar’da yaşananlar, Nepal ve Maldivler’de yaşanan siyasi gelişmeler küresel ölçekte Keşmir’deki yaşanan olaylarla çok yönlü bağı vardır.

Özellikle dünyadaki terörün baş finansörü ABD, Çin ile arasındaki güç mücadelesinde Hint-Pasifik atılımını yaparak, “Çin’in Bir Kuşak Bir Yol” projesinin bir ayağı olan Çin-Pakistan Ekonomik Koridorunda, Hindistan’ı bir denge unsuru olarak desteklemektedir.

Birleşmiş Milletlerin “Çözülmemiş Sorunlar” listesinde olan Keşmir Sorununu, ancak İslam ülkeleri birlikte hareket ederek çözüme kavuşturabilir. Afganistan, Irak, Libya işgalleri, Arap Baharı, Suriye çıkmazı, Doğu Akdeniz’deki gelişmeler, Filistin’de yaşananlar, Türkiye- İran ve Pakistan’ı zayıflatma çabaları tarihi bir vakıa olarak gözlerimizin önünde cereyan etmektedir.

Bu minvalde;

  1. Keşmir’de yaşanan hak ihlallerini çözüme kavuşturabilmek adına etkin bir diplomasi kurulması gereklidir.
  2. Keşmir’de yaşanan hak ihlalleri ulusal ve uluslararası her platformda dile getirilmelidir.
  3. Gerek Keşmir’de, gerek Filistin’de gerekse mazlum coğrafyalarda yaşanan hak ihlalleri, İslam ülkelerinin birlikte hareket edemeyişinin bir neticesidir. Bu sebeple İslam Birliğinin temelini teşkil eden D8’in aktifleştirilmesi, adelet arayışı içeriside olan milletler ile birlikte küresel ölçekli denge unsuru olunması  gereklidir.
  4. İslam ülkeleri arasında sosyal, kültürel, ticari ilişkilerin geliştirilmesi, etkin bir strateji ile hareket edilmesi gereklidir.
  5. İslam’ı “terörle” bağdaştırmaya kalkan, İslamofobik tüm eylemelere etkin bir karşılığın her platformda verilmesi gereklidir.
  6. Ülkeleri ve toplumları finansal olarak zayıflatmak isteyenlere Kapitalist sisteme karşı etkin bir mücadele verilmesi gereklidir.
  7. İslam ülkelerini etnik ve mezhebi farklılıklar üzerinden birbirine düşürmeye çalışan Emperyalist tüm yapılara karşı etkin bir lobiciliğin geliştirilmesi ve bu yönde politikaların oluşturulması gereklidir.

Emperyalist ve Siyonist yapıların İslam coğrafyası için hazırladığı tüm planları ancak güçlü bir irade ortaya koyabilirsek bertaraf edebiliriz. İşgalci Hindistan’ın Keşmir’deki zulmünü de,  Ortadoğu’daki terörün baş sebebi İsrail’i de, çıkarları için coğrafyaları kana bulayan, istikrarsızlaştıran Amerika’yı da ancak İslam Birliği ile durdurabilir, hep birlikte Yeni Bir Dünya kurabiliriz.

Bizler Anadolu Gençlik Derneği olarak Keşmir halkının yanında olduğumuzu tüm dünyaya ilan ediyor, devletimize, İslam ülkelerine ve mazlum tüm coğrafyalara çağrıda bulunuyoruz.


Yunus GENÇ
İstanbul Şube Başkanı

» Son İçerikler

Etkinlik
Takvimi

Dosya
Arşivi

Bültenler

Üye Olmak
İstiyorum

Online
Bağış